Simdi soyle oluyor,
Hani heryerin kendine has bir kokusu vardir…ailenin evinin, anneannenin evinin, kendi odanin, devlet dairelerinin hatta acik havadaki bir yerin bile…kokular yasananlarla birlesir, erir gider birbirinin icinde, insanlarla ozdeslesir…firinda pisen kek kokusuna annenin parfumu karisir, baska yerde duyunca o kokuyu gozlerinin onune gelir…
Bide bazi yerler vardir bildigin hicbiyer gibi diildir, o kokuya ait ne bir hatira ne bir duygu yoktur icinde…boslukta asilir kalirsin, ait olamazsin, anlayamazsin, dalamazsin icine…
Kalkuta oyle bir yer benim icin…Fotograflarini gorunce kokusunu biliyorum simdi ama yinede bana ait diil, ve yasadigim hicbiseye ait diil simdilik…biliyorum birgun biryerlerdeki ani kirintilarini canlandiracak kadar sizdi damarlarima kokusu ama oturmadi daha iste olamadi hayatimin bir parcasi…
insanlar, felsefeleri, yasama sekilleri, kurallari olmadi daha ustume, giyemedim, sigamadim, bol geldi, usudum sicakta, daha anlayamadim cozemedim, benden cok daha buyuk geldi gecmisi bana…
simdi burda, Kalkuta’ya 25 km uzaktaki Amtala’da bir otel odasindayim…daha kokusunu benim kokumla dolduramadigim otel odasinda…
ama bir an geldi tek bir an,
yalinayak yururken bir tapinagin avlusunda, ve gundelik kaygilarimla ayaklarim nasilda mikrop kapiyodur, cok igrenc, pis, cirkin derken…tutsu kokusu doldu beynime,
iste ilk defa o an ozgurum galiba dedim kendime,
galiba ozgurum…
Illustration by graphic designer Flaire Cabrera for Richmond tumblr blogger and writer, Glory Szabo.
(via quote-book)